Yaşam Boyu Öğrenim.Com | .Net | .Org | Türkiye''nin En Büyük Eğitim & Kültür & Haber Portalı
Üyelik Giriş Yap | Üye Ol | Şifrem Neydi | Canlı Destek Facebook
Kategoriler
Ençok Okunanlar
Son 3 ay içinde okunanlar!
İstatistikler
Üst Kategori3
Alt Kategori29
Toplam Kayıt1373
Toplam Yorum7
Toplam Gösterim6653066
Ramiz Dayı Hakk'a Yürüdü
Okuma : 9590
Yazan : Sedat BEYAZ
Tarih : 27.09.2013 20:08:46
Kategori : 3. Sayfa
Önceki Sonraki
Ünlü sinema oyuncusu ve Tuncel Kurtiz 78 yaşında hayatını kaybetti.



Sinema, tiyatro oyuncusu, yönetmen ve senarist Tuncel Kurtiz 78 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Etiler’deki evinde düşüp başını çarptığı belirtilen sanatçı Tuncel Kurtiz hayatını kaybetti. Acı haberi alan Kurtiz’in yakınları ve komşuları büyük şok yaşadı.
Kurtiz’in ölümünün ardından olay yeri inceleme ekipleri, inceleme yapmak üzere Etiler’deki evine geldi. Kurtiz’le aynı dizide rol alan oyuncu Ozan Güven de acı haberi alır almaz eve koştu.
Son olarak Ezel dizisinde oynadığı Ramiz Dayı karakteri ile dikkatleri çeken Tuncel Kurtiz, 1959 yılında Dormen Tiyatrosu’nda oyunculuğa başladı. 1981 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Gül Hasan filminin senaryosuyla birincilik ödülü kazanan sanatçı, birçok ulusal ve uluslararası ödülünün yanı sıra, Ekim 2011'de 48. Altın Portakal Film Festivali'nde Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı.
 
SEVENLERİ EVİNE AKIN ETTİ
Tuncel Kurtiz hayranlarının vefat haberini alır almaz Kurtiz'in İstanbul Etiler'deki evinin önüne akın ettikleri öğrenildi.
 
EZEL'İN DAYI'SI, MUHTEŞEM YÜZYIL'IN KADISI
Tuncel Kurtiz son olarak rol aldığı Ezel ve Muhteşem Yüzyıl'da canlandırdığı karakterlere kattıklarıyla dikkat çekiyordu.
Ezel dizisinin Ramiz Dayı'sı olarak gönüllere taht kuran Tuncel Kurtiz, son dizisi olan Muhteşem Yüzyıl'da Ebussuud Efendi rolünü canlandırıyordu.
Sadece bu iki rol değil, yılların tecrübesi ve ekranların çok sevilen yüzüydü o.
 
TWITTER'I SALLADI !
Tuncel Kurtiz'in ölüm haberini alan birçok seveni sosyal medya üzerinden de etkileşime geçti.
Twitter'ın en çok konuşulanlar listesine Tuncel Kurtiz ismi yerleşirken, atılan çok sayıda tweet ile Tuncel Kurtiz anıldı.
 
İşte Twitter'daki o paylaşımlardan bazıları:
 
Omurgalı bir sanatçıyı,ustayı kaybettik, eksildik...
- yeni türkü (@YeniTurku) September 27, 2013
 
kimi sevsek gidiyor mu gercekten :(
- Burcu Esmersoy (@besmersoy) September 27, 2013
 
Artık alkışlar seninle, hoşçakal dayı...
- Perihan (@perizekaliyim) September 27, 2013
 
"Mesele yaşamakta değil yeğen mesele iz bırakabilmekte." - Ramiz (Tuncel Kurtiz)
- Sakarya Üniversitesi (@saugundem) September 27, 2013
 
herkes öldürür sevdiğini, kulak verin bu dediklerime, kimi bir bakışı ile yapar bunu, kimi dalkavukça sözlerle
- Gamsız Baykuş (@tafodiyorki) September 27, 2013
 
Mesele ölmek değil öldükten sonra bile kalplerde yaşayabilmektir yeğennn...
— Sinan Canyurt (@sinancanyurt) September 27, 2013

haberin doğruluğunu araştırıyordum, çok üzüldüm, keşke haber yalan çıksa
- Umut Pehlivanoglu™ (@scary_hope) September 27, 2013
 
2009'DA KALP KRİZİ GEÇİRMİŞTİ
2009 yılında kalp krizi geçiren oyuncuya geçirdiği kalp krizi sonrası anjiyo yapılmıştı. 
 
TUNCEL KURTİZ KİMDİR ?
1 Şubat 1936 yılında İzmit Kocaeli'nde doğan Tuncel Kurtiz , Türk sinema ve tiyatro oyuncusu, yönetmen, yapımcı, senaristti.
Babası Selanik doğumlu bir Türk Bürokratı, annesi ise Boşnaktır.
Üniversite'de kısa bir süre Hukuk Fakültesi'nde, ardından Filoloji, Felsefe, Psikoloji ve Sanat Tarihi bölümlerinde okudu; ancak hiçbirinden mezun olmadı.
 
OYUNCULUĞA 1959'DA BAŞLADI
İlk kez 1959 yılında Dormen Tiyatrosu'nda oyunculuğa başlamış olan sanatçı, sinema filmlerinde rol aldı.
Sürü filmiyle zirveye çıkan Kurtiz'in doğa ile içiçe yaşamayı sevdiği biliniyor.
1981 Antalya Altın Portakal Film Festivalinde en iyi senaryo ödülünü Nurettin Sezer ile birlikte kaleme aldığı Gül Hasan filminin senaryosuyla kazanmıştır. Hacı ve Asi adlı TV dizilerinde başrol oynamıştır. 2009 yılının başında vizyona giren olan Güz Sancısı filminde Kâmil efendi karakterini canlandırmıştır. Aynı yıl yayına başlayan Ezel adlı dizide Ramiz Karaeski karakterini canlandırmış ve tanınırlığı daha da artmıştır. 2010 yaz döneminde NTV yeşil ekranlarında Edremit'in Çamlıbel kasabasında eşi ve kayın biraderi ile birlikte işletmekte olduğu Zeytinbağı adlı butik otelde dostlarını ağırlayarak Tuncel Kurtiz ve Dostları adlı bir program yapmıştır.
Aynı yıl BBC'nin Hayat (Life) belgeselini seslendirmiştir. Birçok ulusal ve uluslararası ödülünün yanı sıra, Ekim 2011'de 48. Altın Portakal Film Festivali'nde Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı.
 
BAŞYAPIT BİR HAYAT
Bir insan nasıl yaş alır ama ‘ihtiyarlamaz’, acılaşmaz, yaşamla, gençlikle barışık kalır, onlara derya gibi birikimini cömertçe sunarken nasıl büyüklenmez, hepsinin örneğiydi Tuncel Kurtiz...
ASU MARO
 
“Ustalığı kabul etmem, yapmayın. Çalışan bir adam, usta ne? Bizim meslekte ustalık yok. Usta olmayacaksın, hep arayacaksın, genç olacaksın!”
Geçen yıl “Mutlu Aile Defteri” filmi gösterime girmeden önce buluşmuştuk Tuncel Kurtiz’le. Etrafında İlker Aksum, Binnur Kaya, Büşra Pekin, Bülent Emrah Parlak... Hepimiz Tuncel ‘Baba’nın ağzının içine bakıyoruz, çünkü ne söylese güzel söylüyor... Filmde onunla birlikte çalışan genç oyuncular ‘usta’ya hayranlıklarını bildirirken onunla yaşıtlarıymış gibi şakalaşmaktan geri kalmıyorlar. Çünkü öyle davranıyor... 77 yaşında ama çocuk bakışlarına sahip. Meraklı, muzip, neşeli... Kendi babasından söz ederken de hala o “Bütün aile akşam yemeğinde sofrada olacak” dendiği için tası tarağı toplayıp 19’unda evi terk eden isyankar delikanlı.
Hayırlı evlat olmadım!
Babası Vala Kurtiz, Selanik göçmeni bir bürokrat... İyi eğitimli, Hukuk Fakültesi’ni ve Mülkiye’yi bitirmiş, kaymakam olmuş... İstiyor ki oğlu da kendi izinden gitsin. Gelgelelim Tuncel Kurtiz, kendi deyişiyle hiçbir zaman hayırlı bir evlat olamıyor!
1 Şubat 1936’da İzmit Bahçecik’te geliyor dünyaya. Babası dürüst bir bürokrat, sürgünde geçiyor ömürleri. İlkokulu bitirene kadar Kırıkkale, Reşadiye, Kandıra, Posof, Ayvalık, Ann Arbor, Michigan ve Detroit’te yaşıyorlar ‘hatırlayabildiği kadarıyla’. Ortaokula Silifke’de başlıyor. Sonra Tarsus, Edremit... Öyküler yazıyor, dağlara çıkıyor... O yaşlarda vurulup sonradan kendisine bir hayat kuracağı Kaz Dağları’na...
Sonra yol görünüyor gene, önce Gediz’e, arkadan da yatılı okuyacağı Haydarpaşa Lisesi’ne... Ama okuldan kaçıp içki içmeler, ders çalışmaktansa top koşturmalar derken, kalıyor sınıfta, liseyi Anadolu Lisesi’nde bitiriyor ve babası onu elinden tutup hukuk fakültesine yazdırıyor. Ama hukukla ilişkisi sadece 15 gün sürüyor. O da kantinde... Edebiyat matineleri düzenliyor, kendi hikâyelerini okuyor... İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Tiyatrosu’ndan teklif alıyor, O’Neill’in “Büyük Allah Braun” oyununda Dion rolü.
‘Umut’un tohumları
Ve yuhalanıyorlar. “Ama gene de, Beyoğlu’nda, yanılmıyorsam Bekar sokağın oralarda Şitat Hamburg diye bir lokantada, şarap, menekşe, aşk içinde mağlubiyetimizi galibiyete çevirdik” diye anlatıyor “Bölük Pörçük” adlı kitabında o geceyi.
Derken Gençlik Tiyatrosu... Hukuk’u bırakıp İngiliz Filolojisi’ne kaydoluş, babaya başkaldırıp evden ayrılış... “Nevizade’de bir tek meyhane vardı o zaman. İzzet Günay’la alt üst oturduk 24 numarada. Yetiyordu 500 lira para, köftecide yemeğimi yiyordum, 225 lira kira veriyordum” diye anlatıyor hayatının o dönemini.
1958’de Dormen Tiyatrosu’nda “Zafer Madalyası” ile profesyonel oluyor. Çalıştığı tiyatroları saymak bile zor... Oda Tiyatrosu, Şehir Tiyatroları, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Münir Özkul Tiyatrosu, Kent Oyuncuları, Gen-Ar Tiyatrosu, bunlardan bazıları... Bir ara aynı anda hem Gülriz Sururi- Engin Cezzar Tiyatrosu’nda, hem Dormen’de oynayıp haftada 17 kez sahneye çıktığı bile oluyor.  
1964 yılında, “Şeytanın Uşakları” ile sinemaya adım atıyor. Ama bu ilk adımın nasıl gönlüne göre olmadığını Ebru Çapa’ya şöyle anlatıyor:
“Benim kafamda başka bir şey var sinema deyince. Elhamra Sineması’nda Moby Dick’i, Atlas Sineması’nda La Strada’yı, İtalyan Kültür Merkezi’nde Bisiklet Hırsızları’nı seyretmişim, Rocco Kardeşler’i görmüşüm, başka bir şey benim sinemam, başka bir dünya; Yeşilçam değil.”
Yine de 1965, 1966, 1967 yıllarında, üniversite yıllarında tanıştığı Yılmaz Güney’in de ısrarıyla 30 kadar filmde oynuyor. Bir yandan hep tiyatro... 65’te, Erol Günaydın, Cahit Irgat, Suna Keskin ve Vala Önengüt’le birlikte Nazım Hikmet’in “Yolcu”sunu sahneliyorlar ama kim bilir kaçıncı kez ‘batıyorlar’. Ve durduğu yerde duramayan Tuncel Kurtiz yine tek tabanca uzanıyor başka maceralara...
Yılmaz Güney’le Muş’ta birlikte askerlik yaparken, “Umut” filminin tohumları atılıyor. Filmin Cannes’da gösterilmek üzere yurtdışına kaçırılışı, bobinlerin Arif Keskiner’in bavulunda karmakarışık oluşu, hep Tuncel Kurtiz’e yakışır hikâyeler...
“Ben gitmeseydim film gösterilemeyecekti” diye yazıyor kitabında:
“Filmi bilen tek insan benim orada. Doğru sıralamayı yapana kadar canımız çıktı ama yetiştirdik filmi”.
‘İki film var hayatımda’
Yılmaz Güney filmi kaçırmaktan yargılanıp 12 Mart da gelip çatınca Berlin’de kalıyor Tuncel Kurtiz.
Göteborg Şehir Tiyatrosu’nda Yaşar Kemal’in “Teneke”sini çevirip sahneliyor, Tunç Okan’ın “Otobüs” filminde oynuyor. Bu konuda şunları söylüyor sonradan:
“İki film vardır hayatımda. Bir tanesi ‘Otobüs’. Bu filmde, sadece emeğim çalındı. Zamanında bütün paramı yatırdığım ‘Bereketli Topraklar Üzerine’de ise, hem emeğim hem param çalındı. Ne yapalım, arkadaşlarımıza güvendik. Mukavele bile yapmadan harcadık paralarımızı. Canları sağ olsun!”
74’te Ecevit hükümetiyle yeniden yurda dönebilir oluyor ya, iş yok, para yok bu sefer, İsveç’te kalıyor... Yılmaz Güney onu hapishaneye çağırıp “Sürü”nün senaryosunu verene kadar... Yıl 1978, “Sürü” ve unutulmaz Hamo Ağa... Peter Brook’la tanışmasına vesile oluyor film. “Sürü”yü Kurtiz’in arkadaşı Miriam Goldschmidt ile birlikte izleyen Brook, “Bu adam oyuncu olamaz, kesin köylüdür” diyor, Miriam’dan aktör olduğunu öğrenince de derhal görüşmek istiyor. Birlikte yaptıkları dokuz saatlik tiyatro eseri “Mahabharata” efsane oluyor.
Bunu yine bir başka efsane, borç harç bitirdiği “Şeyh Bedreddin” izliyor. Oyunu sahnelemeye Türkiye’ye gelişi de hayatında yeni bir dönüm hoktası... Menend Kurtiz’le tanışıyor, aşık oluyor ve kalıyor.
ERKEN BİR VEDA
Geliyor “İnat Hikâyeleri”, “Usta Beni Öldürsene”ler, “Akrebin Yolculuğu”, “Tabutta Rövaşata”, “Yaşamın Kıyısında”... Daha birçokları... Yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda ödül... Bir yanda da karısıyla Kaz Dağları’nda açtığı Zeytinbağı denen cennette sakin ve huzurlu bir hayat...
Biz yine de “Ezel” dizisine minnettarız, çünkü bu unutulmaz işlerle dolu hikâyenin bir başka mihenk taşı oldu. Daha önce duymamış kulaklar onun sesinden Shakespeare’ler, Oscar Wilde’lar duydu. Ekranlar aktör gördü. “Muhteşem Yüzyıl”daki Ebusuud da ne yazık ki vedası oldu... “Mutlu Aile Defteri” konuşmamızda dönüp dolaşıp tiyatroya getirmişti sözü. Belli ki özlemişti çok...
“Berkun Oya bana bir rol teklif etti, nasıl içim cız ediyor oynamak için ama ben by-pass’lı, kalp krizi geçirmiş bir adam olarak dağda ev yapmışım kendime. 77 yaşındayım, 87, 97 olmak istiyorum. Evim oldu şimdi ilk defa. Bahçem oldu, köpeğim var, orasını yaşamak istiyorum. Kusura bakmasınlar” demişti kocaman kahkahasıyla. Canı gönülden inanmıştık.
Bir insan nasıl yaş alır ama ‘ihtiyarlamaz’, acılaşmaz, yaşamla, gençlikle barışık kalır, onlara derya gibi birikimini cömertçe sunarken nasıl büyüklenmez, hepsinin örneğiydi Tuncel Kurtiz... O yüzden çok erkendi gidişi, on yıl sonra da çok erken olacaktı...
 
Tuncel Kurtiz fotoğraflarından ve seslendirdiği unutulmaz şiirlerden birkaç örnek;
 
HABER RESİMLERİ
 
HABER RESİMLERİ
 
HABER RESİMLERİ
 
HABER RESİMLERİ
 
 
Grup Yorum Konserinden
Amerika'ya Geçit Yok
 
 
Saat Onikiyi Beş Geçiyordu
Tuncel Kurtiz
 
 
Etme (Ramiz Dayı)
EZEL 33. Bölüm
Yorumlar 0
Copyright
Sayaçlar | Bugün : 574 - 2751 - 3324 | Dün : 692 - 6469 - 7160 | Toplam : 894055 - 8263107 - 9156821 | Üyeler : 0 - 926 | Online : 0 - 29

İstatistikler | Neler Yaptık | Hakkımızda | İletişim | SiteMaps | Rss
2o10-2o15 © Copyright Yaşam Boyu Öğrenim.Com | .Net | .Org. |
Türkiye'nin En Büyük Eğitim & Kültür & Haber Portalı
Hızlı Sohbet