Yaşam Boyu Öğrenim.Com | .Net | .Org | Türkiye''nin En Büyük Eğitim & Kültür & Haber Portalı
Üyelik Giriş Yap | Üye Ol | Şifrem Neydi | Canlı Destek Facebook
Kategoriler
Ençok Okunanlar
Son 3 ay içinde okunanlar!
İstatistikler
Üst Kategori3
Alt Kategori29
Toplam Kayıt1373
Toplam Yorum7
Toplam Gösterim6653592
PKK'nın Hayalleri Gerçek Oluyor
Okuma : 5738
Yazan : Sedat BEYAZ
Tarih : 05.09.2013 23:38:04
Kategori : Sür Manşet
Önceki Sonraki
PKK bozguna uğramış, umutları tükenmişti. Ama imdatlarına "süreç" yetişti. Nasıl mı? YeniÇağ'dan Servet Avcı yazdı:



Çok değil, daha bir yıl önce PKK’nın sivil uzantıları örgütün 400 kilometrelik alanda hâkimiyet kurduğunu öne sürmüş, psikolojik savaştan nasipsiz bazı muhalefet sözcüleri de bunu doğrular nitelikte konuşmuşlardı.

Ardından devrimci halk savaşı’nı alevlendirmek üzere yeni bir strateji hayata geçirilmiş, halkın da desteğiyle başta Şemdinli olmak üzere merkezleri TC’den arındırma projesi uygulamaya konmuştu.
Bu düşüncenin bedeli ağır olmuş, PKK tarihin en ağır mağlubiyetini almış, özellikle girilmez zannedilen Kazan Vadisi’nde bir önceki kış büyük kayıplar vermişti.
Bozgun öylesine bir sarmal hâline gelmişti ki, artık telsiz konuşmaları, prestiji kurtarmak için yeni eylem talimatı veren örgüt yöneticilerine red ve isyan mesajları içeriyordu. Alan hâkimiyeti planı hüsranla sonuçlanmış, örgüt içi hesaplaşmaya kapı aralanmıştı.
 
CAN SİMİDİ "SÜREÇ" OLDU
O gün artık yorgun, bitkin ve moralsiz bir terör örgütü vardı Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısında. Bu PKK, Apo’nun “İşbirliğine hazırım”  dediği teslimat sürecindekinden bile daha zayıf bir PKK’ydı.
Ama imdada "can simidi" gibi bir süreç yetişti.
Dağlarda militanlarının cesetlerini toplayamadan kaçan bir örgütten, on yıl önce ölen teröristlere şimdi şehitlik inşa edip, binlerce insanla meydan okuyarak defin töreni düzenleyen yapıya döndük.
Öyle bir barış yapıldı ki, dağların mağlubu şimdi şehirleri esir almış durumda.
Çekilmenin Türkiye topraklarından yurt dışına değil, dağlardan şehir merkezlerine çekilme anlamına geldiği anlaşıldı.
Karakol ve baraj inşaatları egemen devletin tasarrufu olmaktan çıktı, örgütün halka isyan provası yaptırdığı staj alanlarına döndü.
 
"SİLAH BIRAKMA" YALANI
Devlet, nezarethanedeki bir suçlu gibi büzüştükçe, şehirlere inen ve sürecin başına halel gelmesin titizliğindeki hukukun kendilerine dokunmaması sayesinde statü kazanan teröristlerin hukuku geçerli olmaya başladı.
Ülkenin Başbakanı  “Hiç bir pazarlık söz konusu değil, sınır dışına çıkacaklar ve silah bırakacaklar”  demişti. Oysa bırakılan tek bir silah yok.
Silahı hâlâ elinde tutan ise “Bize sözlerinizi yerine getirin, Eylül ayı son, yoksa çatışmasızlık durumunu gözden geçireceğiz” diye alenen tehdit ediyor.
 
PKK'NIN ELİ GÜÇLENDİ
Kandil rahat, çünkü bu süreç dağlarda sıkışmış PKK’ya hem yeni militan toplama, hem de nefeslenme imkânı sağladı.
Onun ötesinde, şehirlerdeki yapısını halkı isyana kalkıştırma potansiyeli yüksek dereceye yükseltti, elde ettiği dokunulmazlık avantajıyla şehir organizasyonunu öncekine oranla kat kat pekiştirdi. Toplam bir buçuk yılda bu yaşanan tam bir devrim’di.
Ancak fantezi düzeyinde kalan alan hâkimiyeti’nden gerçek anlamda şehir hâkimiyetleri’ne geçildi. Yol kesmeler, asayiş uygulamaları, şehit mezarlıkları, yeni militan toplamalar, PKK adına adlî uygulamalar ve cezalandırmalar, neredeyse haber niteliği bile taşımayacak. Bu noktada güvenlik güçlerinin ve savcıların ne yaptığı sorusu gerçekten iğreti kalıyor.
Önceki gün BDP Urfa il örgütü Viranşehir Belediyesi’nin konferans salonunda seçim gündemi’yle toplanıyor.
PKK paçavraları ve terörist resimleriyle dolu belediye salonunda Rojava’ya komşu olan Urfa’da bu seçimlerin kazanılarak özerk bölgeler yaratılmasının önemi konuşuluyor.
Bu haber aynı zamanda bir suç duyurusudur, hukuk devletinde. Eğer orada emniyet varsa, savcı varsa, gereğini yapmak mecburiyetindedirler.
Onlar yapmazsa, haberi gören ilgili basın savcısının gereğini yapması lâzım. Hiçbiri olmazsa, şu yazı bile bir suç duyurusudur, hukuk varsa, uygulayıcılarına ve sahiplerine. Ama taşların bağlandığı teslimiyet sürecine barış süreci dendiği için yetkililer kör ve sağır taklidi yaparak vazife savıyorlar.
1 Eylül Barış Günü bahanesiyle Bagok Dağı’nda toplananlara, il başkanı yaptığı konuşmada “Kürt halkının artık bu topraklarda asker ve polis istemediğini, özgür Apo’yu ve bu dağa sevdalı gerillayı istediğini” söylerken, devlet şimdi uzaklardan bakan el pozisyonunda. Ve bunun adı barış !...
Demek ki alan hâkimiyetini sağlamanın tek yolu silah değilmiş.
Başkent’e egemen olan “Küresel güç oluyoruz, terörle mücadeleye para harcamayacağız, analar ağlamayacak, akan kan duracak, teröristler gidecek, silahlar bırakılacak” tekerlemeleriyle yalan hâkimiyeti hayat buluyorsa, alan hâkimiyeti neden olmasın?
Yorumlar 0
Copyright
Sayaçlar | Bugün : 627 - 3688 - 4314 | Dün : 692 - 6469 - 7160 | Toplam : 894108 - 8264044 - 9157811 | Üyeler : 0 - 926 | Online : 0 - 32

İstatistikler | Neler Yaptık | Hakkımızda | İletişim | SiteMaps | Rss
2o10-2o15 © Copyright Yaşam Boyu Öğrenim.Com | .Net | .Org. |
Türkiye'nin En Büyük Eğitim & Kültür & Haber Portalı
Hızlı Sohbet